Ailem içmiyordu ama bağlantı kurabiliyorum

“Oyunparkının dışında”

Ebeveynlerim, hatta onların ebeveynleri bile, hayatları boyunca tek bir damla dahi alkol içmemişti. Kilisenin çok saygı duyulan üyeleriydiler. Bir yerlerde en erken çocukluk anımızın genelde hayatlarımızı temsil ettiğini okumuştum. Benim en erken anım ön verandadaki oyun parkının içinde yalnız, sıkışmış ve bir türlü dışarı çıkamadığımı hissederek oturmakta olduğum.


Küçük bir tarım kasabasında doğdum ve büyüdüm. Annem ve babam evlendikten sonraki üç yıl içinde üç bebek dünyaya gelmiş ve annemin bizle nasıl baş edeceğine dair en ufak bir fikri yokmuş. Babam sağlık alanında çalışmaktaymış ve eve sürekli bir şekilde annemin sinirleri ve migreni için ilaçlar ve haplar getirirmiş.


Ailemizde topluluk içindeki aile imajı ile gerçekte evde ne gördüğüm arasında çok keskin bir ayrım vardı. Topluluğa göre ailem saygı duyulan liderler ve kilise çalışanlarıydı, aile hayatı ve topluluk hizmeti için bir rol modeliydiler. Gerçekte ise evdeki aile yaşantımız bu ideal resimden çok uzaktı.


Babam bir işkolikti, sürekli “görevdeydi”. İşte olmadığında ise sayısız topluluk organizasyonları için toplantılara katılırdı. Bağımlılıklarından biri katılmış olduğu her organizasyonun başkanı olmaktı. Annem ise evde sinirleri, migreni ve çocuklarıyla boğuşuyordu. İyi davranmadığımda dayak yerdim, oysa bu "kötü hareketlerim" ortalama çocukluk meraklarından başka bir şey değildi. Annemin savurduğu en büyük tehdit evden çıkıp yolda yürümeye başlaması ve “Görün bakalım! Siz düzgün davranmayı öğrenene kadar sizi terk ediyorum.” şeklinde azarlamasıydı. Ağlayarak geri gelmesi için yalvarır ve mükemmel davranışlar sergileyeceğimize söz verirdik.


Tıpkı babam gibi bir işkolik oldum ve neredeyse annem kadar da sinir hastası. Herhangi bir anlamlı, yakın ilişkiyi sürdürmeyi beceremedim. 40 yaşına geldiğimde tıpkı ebeveynleriminki gibi ikili bir hayata sahiptim: toplum önünde sağlıklı bir başarı ve hizmet imajı fakat yalnızlıkla dolu bir özel hayat, bastırılmış duygular ve cinsel işlev bozukluğu.


Bana ruhumun oyunparkında hapsolmuş ve çoktan kaybolmuş çocuğu keşfetmemde yardımcı olan bir terapist buldum. Bir gün bana Alkoliklerin Yetişkin Çocukları toplantılarında yardım bulabileceğimden bahsetti. Ailemin gurur dolu ayıklık geçmişini ona anlatırken beni dinlememiş olabileceğini düşündüm. Bana katılmak, ödeme yapmak ya da herhangi bir şey söylemek bile zorunda olmadığımı söyledi, ben de bir toplantıya gittim. Şok olmuştum. “Problem” hayat hikayemdi. Her şey birebir uyuyordu. Şu an o günün üstünden 5 yıl geçmiş durumda ve ben hala programı çalışıyorum. Yüksek Güc’ümün yardımıyla, hayatımın ve ruhumun geçmiş aile işlevsizliğinden ayrı olduklarını iddia ediyorum. Terapi ve On iki Basamağı birlikte çalışmanın mucizevi bileşimi gerçek ve benzersiz özümü keşfedip deneyimlemem için beni çocukluğumun oyunparkının hapishanesinden özgür bıraktı.


Bu alıntı ACA Birliği Metni (Büyük Kırmızı Kitap) 3ncü Bölümden yapılmıştır, İngilizcesini online olarak satın alabilirsiniz.